18 EKIM 2006 CARSAMBA GUNLU GAZETELERDEN YARGI HABERLERI
| OZDERIN,M. msn : ozderin@hotmail.com |
18 Ekim 2006 Tarihli ve 26323 Sayili Resmî Gazete MEVZUAT
YASAMA BOLUMU
KANUN
5549 Suc Gelirlerinin Aklanmasinin Onlenmesi Hakkinda Kanun
YURUTME VE IDARE BOLUMU
BAKANLIKLARA VEKÂLET ETME ISLEMI
— Devlet Bakani Ali BABACAN’a, Devlet Bakani ve Basbakan Yardimcisi Abdullatif SENER’in Vekâlet Etmesine Dair Tezkere
— Adalet Bakanligina, Icisleri Bakani Abdulkadir AKSU’nun Vekâlet Etmesine Dair Tezkere
— Milli Egitim Bakanligina, Devlet Bakani Besir ATALAY’in Vekâlet Etmesine Dair Tezkere
YONETMELIKLER
— Turkiye Ile Suriye Arasinda Yurutulen Bolgelerarasi Isbirligi Programi Cercevesinde Devlet Planlama Teskilati Mustesarligi Butcesinde Yer Alan Odenegin Kullanilmasi Hakkinda Yonetmelik
— Turk Muhendis ve Mimar Odalari Birligi Jeoloji Muhendisleri Odasi Serbest Jeoloji Muhendislik ve Musavirlik Hizmetleri Uygulama, Buro Tescil ve Mesleki Denetim Yonetmeligi
— Erciyes Universitesi Veteriner Fakultesi Egitim-Ogretim ve Sinav Yonetmeliginde DegisIklik Yapilmasina Dair Yonetmelik
Turkiye'ye 'cocuga iskence' cezasi
AIHM, 1999'da polis karakolunda iskence gordugu doktor raporuyla belirlenen Halil Okkali'ya 'cocugun korunmasi icin onlem alinmadigi' gerekcesiyle 10 bin Avro odenmesine karar verdi
STRASBOURG (ANKA) - Isvereni tarafindan hirsizlikla suclanan 12 yasindaki ciraga yapilan iskence, Turkiye'ye pahaliya mal oldu. Avrupa Insan Haklari Mahkemesi'nce (AIHM) sonuclanan 5 davada Turkiye toplam 92 bin Avro'yu (165 bin YTL) odemeye mahkûm edildi. Turkiye, 12 yasindayken iskence goren Halil Ibrahim Okkali 'ya 13 bin 500 Avro odeyecek.
Izmir'de yasayan Okkali'nin 12 yasindayken cirak olarak calistigi garajin sahibi tarafindan 275 dolar caldigi iddiasi ile goturuldugu polis karakolunda iskenceye ugradigi gerekcesiyle 1999 yilinda yaptigi basvuru uzerine acilan dava sonuclandi.
Avrupa Insan Haklari Sozlesmesi'nin (AIHS) iskenceyi yasaklayan 3'uncu maddesinin ihlal edildigini, bir cogunun korunmasi icin onlem alinmadigini belirten mahkeme, iskence gordugu doktor raporu ile belgelenen Okkali'ya 10 bin Avro tazminat, 3 bin 500 Avro mahkeme masraflari icin toplam 13 bin 500 Avro'nun odenmesini hukmetti.
AIHM'nin karara bagladigi diger bir davada PKK uyesi oldugu gerekcesiyle 3 yil 6 ay hapis cezasina carptirilan anne Sultan Oner , kendisinin ve iki cocugunun gozaltinda kaldiklari surede dovuldukleri iddiasiyla actigi davada da Turkiye mahkeme masraflari olarak toplam 28 bin Avro (51,500 YTL) odemeye mahkûm oldu.
Halen Bursa Cezaevi'nde 19 yillik hapis cezasini cekmekte olan Sabahattin Gocmen 'in 2001'de yaptigi basvuru uzerine acilan davada Turkiye'nin AIHS'nin iskence ve adil yargilanma gibi konulara iliskin cesitli maddelerini ihlal ettigi kararina varildi. Bunun uzerine AIHM, Turkiye'nin tazminat ve mahkeme masraflari olarak toplam 22 bin Avro'yu (40 bin YTL) odemesini kararlastirdi.
AIHM ayrica kamulastirma bedellerinin odenmesindeki gecikmelerden dolayi acilan Oz ve Baspinar davalarini da karara bagladi. Bu iki davada mulkiyet hakkinin ihlal edildigi kanisina varan mahkeme, Turkiye'yi 28 bin 583 Avro (52 bin 500 YTL) odemeye mahkûm etti. CUMHURIYET
Turbana AIHM'de 'ekmek' yok
GUVEN OZALP Bruksel/MILLIYET
Avrupa Insan Haklari Mahkemesi (AIHM), Turkiye'de cok tartisilan turban konusunda aldigi kararlarla ictihadini olusturdugunu gosteriyor. Turkiye'deki yasalarda ya da mevcut kurallarda herhangi bir degisIklik olmamasi halinde, benzer nitelikli turban davalarinin AIHM'ye tasinmasinin bir geregi olmadigi, bu basvurulara yanitin "ret" olacagi artik netlesmis durumda.
AIHM, Turkiye'deki mevcut ortam ve kurallar cercevesinde turbana son noktayi Leyla Sahin tarafindan acilan davada verdigi kararla koydu.
Mahkemenin temyiz organi olarak gorev yapan ve 17 yargictan olusan Buyuk Daire'nin 10 Kasim 2005 tarihli kararinda, Turkiye'nin turban konusunda bazi alanlarda uyguladigi yasak "demokratik bir toplumda gereklilik" olarak yorumlanmisti. AIHM acisindan ictihat olusturan bu kararin ardindan gelen davalar birer birer reddedilmeye baslandi.
Emine Acar son ornek
"Turbana AIHM'de ekmek yok" ifadelerini kullanan yetkililer, Emine Acar'in turbanli kimlik fotografiyla kayit yaptirmasina izin verilmemesiyle ilgili basvurunun onceki gun reddedilmesini de bu "otomatiklesmis yaklasimin" son ornegi olarak goruyorlar. Benzer nitelikli davalarda AIHM'ye basvurmanin gereksizligi de yetkililerin altini cizdigi hususlar arasinda yer aliyor.
Mahkeme, basindan bu yana bu konuda esneklik gostermeyecegini ortaya koyuyor. Sahin davasindan sonra gundeme gelen benzer icerikli basvurularin davalasmasina dahi izin verilmemesi bu durumun gostergesi niteliginde. AIHM'yi yakindan izleyen kaynaklar, "Bu tur davalara yonelik yaklasim otomatiklesti. Benzer nitelikli her davada ret karari cikacagi ve basvurularin geri cevrilecegi artik kesin" yorumunu yapti.
AIHM'nin turban konusundaki ictihadinda degisme yasanabilmesi icin, Turkiye'nin konuyla ilgili yaklasiminda mevcut durumu degistirecek nitelikte bir farklilasma yasanmasi gerekiyor. Bunun da ancak yasa ve uygulamadaki kurallarin degismesiyle mumkun olabilecegi belirtiliyor.
AIHM 'Emine Arac'la uzlasin' dedi
ALI EYVAZ / ANKARA-YENI SAFAK
Avrupa Insan Haklari Mahkemesi, basortulu fotografla universiteye kayit yaptirmak isteyen Emine Arac'in basvurusunu “din ozgurlugu, ozel yasama saygi, ayrimcilik ve egitim hakkinin engellenmesi” yonunden reddederken, “adil yargilama hakkinin ihlali” konusundaki iddialari hakli bularak, Turk hukumetinden savunma istedi. Mahkeme, bu konuda taraflara “uzlasma” cagrisinda bulundu. 1998 yilinda Marmara Universitesi'ne kaydolmak icin basortulu resim veren ancak bu sebeple kaydi yapilmayan Emine Arac, Turkiye'de baslattigi hukuk mucadelesini 2002 yilinda Avrupa'ya tasidi. AIHM'ye Turkiye'de yuksek ogrenimde ve yargi surecinde bes ayri konuda ihlalle karsilastigina iliskin basvuruda bulunan Arac'in dort basvurusu reddedilirken, adil yargilanma hakkinin ihlali konusundaki basvuruyla ilgili mahkeme, AIHS'nin 6. maddesi yonunden Turkiye'den savunma istedi. 6. madde adil yargilanma hukmunu iceriyor. Mahkemenin taraflara yaptigi tebligde, bu konuda bir uzlasma teklifi olursa bu teklifin derhal degerlendirmeye alinacagi belirtilerek, taraflara uzlasma cagrisinda bulunuldu.
Tedaviden tasarrufa son
Danistay, Maliye Bakanligi'nin saglik harcamalarinda tasarruf etmek amaciyla cikardigi tebligin yururlugunu 'Herkes saglikli ve dengeli bir cevrede yasama hakkina sahiptir' diyerek durdurdu
RADIKAL - ANKARA - Maliye Bakanligi'nin saglik harcamlarinda tasarruf icin cikardigi teblig, Danistay'a takildi. Danistay, tebligin yururlugunu "Herkes, saglikli ve dengeli bir cevrede yasama hakkina sahiptir" gerekcesiyle durdurdu. Davaci Ankara Ticaret Odasi (ATO) "Danistay bu karariyla saglik gemisinin dumenini IMF'den almistir" aciklamasi yapti.
Maliye Bakanligi'nin cikardigi 1 Temmuz 2006'da yururluge giren teblig, ayaktan saglik hizmetlerinde hastanelere vaka basina fiks ucret odenmesini ongoruyordu. Teblige gore, birinci basamak resmi ve ozel saglik kuruluslarina basvuran hastalar icin devlet (dis ve 112 acil saglik hizmetleri haric) resmi saglik kuruluslarina vaka basina 11 YTL, ozel saglik kuruluslarina 13.2 YTL oduyordu. Ayrica, hastanin diger bir saglik kurumuna sevk edilmesi halinde ise vaka basina 5 YTL odeniyordu.
Bilgisayarli tomografi, MR, mamografi gibi yuksek ucretli tetkiklere Maliye Bakanligi 70-80 kurus gibi cok dusuk miktarlarda odeme yaptigi icin, bu tetkiklerin bedeli vatandasin sirtina biniyor, dar gelirli vatandas odeme yapmakta buyuk sIkinti cekiyordu. Teblige dar gelirli hastalarin yani sira doktorlardan ve hastane yonetimlerinden de tepki vardi.
Karari ortak heyet verdi
Tartismali teblig, Danistay gundemine ATO yonetiminin actigi davayla geldi. ATO, dava gerekcesinde tebligin halkin saglik hizmetlerine ulasimini kisitladigini, dolayisiyla Anayasa'nin vatandaslarin saglik hakkini guvence altina alan 56. maddesine aykiri oldugunu ileri surdu. Davayi Danistay 11. ve 5. Dairelerinden ortak olusturulan heyet gorustu.
Heyetin oycokluguyla aldigi karar, ATO ve Maliye Bakanligi'na bildirildi. ATO'dan yapilan aciklamaya gore, Danistay, tartismali tebligin yururlugunu Anayasa'nin "Herkes, saglikli ve dengeli bir cevrede yasama hakkina sahiptir. Devlet, bu gorevini kamu ve ozel kesimlerdeki saglik ve sosyal kurumlarindan yararlanarak, onlari denetleyerek yerine getirir" hukmunu iceren 56. maddesine aykiri oldugu gerekcesiyle durdurdu.
'Vatandas artik rahat olsun'
ATO Baskani Sinan Aygun, durdurma karariyla ilgili su degerlendirmeyi yapti: "Danistay'in IMF'nin talimatiyla yururluge konulan tasarruf tebligiyle ilgili olarak aldigi karari sevincle karsiladik. Iyi ki bu ulkede yargi var. Yargi verdigi bu kararla saglik gemisinin dumenini IMF'nin elinden almistir. Tebligin ciktigi tarihten beri saglikta tasarruf ugruna yuklu miktarda katki payi istendigi icin vatandas hastaneye gitmekten korkmakta ve hastaligiyla yasamayi tercih etmektedir. Danistay'in bu kararindan sonra artik vatandaslar gonul rahatligi icinde hastanelere gidip tedavi olabilecektir. Danistay, vatandasin en dogal hakki olan saglik hizmetlerinden yararlanma hakkini savunmak icin actigimiz davada vatandasin yaninda yer aldi. Yuce Turk adaletine tesekkur ederiz."
TIGEM icin bilirkisi
AA - ANKARA - Danistay Idari Dava Daireleri Kurulu, Mugla'nin, Dalaman TIGEM ciftligiyle ilgili Bakanlar Kurulu kararina yapilan itirazi kabul etti ve yurutmeyi durdurma istegiyle ilgili bir bilirkisi olusturulmasini istedi. Bakanlar Kurulu, dunyanin 17, Turkiye'nin sekinci buyuk tarim ciftligi olan araziyi 'Kultur ve Turizm Koruma Gelisim Bolgesi' ilan etmis, Tarim-Is Sendikasi, Ziraat Muhendisleri Odasi ve TEMA Vakfi da karara itiraz edip yurutmenin durdurulmasini istemisti. RADIKAL
Goztepe Parki'na camiye yargi freni
Idare Mahkemesi, Istanbul Belediye Meclisi'nin Goztepe Parki'na dini tesis yapilmasi kararina iliskin itirazi yerinde buldu, yurutmeyi durdurdu
ISTANBUL Milliyet
Istanbul 5. Idare Mahkemesi, Kadikoy Goztepe Parki'nin bir bolumunu dini tesis alani olarak ayiran Buyuksehir Belediye Meclisi'nin karariyla ilgili olarak yurutmeyi durdurma karari verdi.
Eczaci Gonul Ergin, avukat Fikriye Yilmaz araciligiyla Idare Mahkemesi'ne basvurarak Buyuksehir Belediye Meclisi'nin 15 Eylul 2005 tarihli, parkin bir bolumunun dini tesis alanina alinmasiyla ilgili plan tadilatina itiraz etti.
Mahkeme de, basvuru uzerine, alanda kesif ve bilirkisi incelemesi yaptirdi. Bilirkisi raporunda, alanin yakinindaki 3 caminin yurume mesafesinde bulunduguna, bolgedeki yesil alan miktarinin asgari standardin altinda olduguna dikkat cekildi.
Deprem vurgusu
Raporda ayrica, olasi depreme de atifta bulunularak, "Acik alan ihtiyacinin onemi dusunuldugunde, bu alanin imar plani degisIkligiyle yapilasmaya acilmasinin tehlikeli olacagi aciktir. Kadikoy Belediyesi Afet Yerlesim Plani'nda da dava konusu alan 'Cadir Alani' olarak belirlenmistir. Bolgedeki yapilasma yogunlugu dusunuldugunde, deprem sonrasi icin gerekli olan toplanma alanlarinin korunmasi kacinilmazdir" denildi.
Karari aciklayan mahkeme heyeti, Buyuksehir Belediyesi karari icin yurutmeyi durdurmayi hukmetti.
Basbakan’a yumurta atanlara hapis cezasi
Ali SEN- Mustafa INSAN / DHA/HURRIYET
Basbakan Tayyip Erdogan’a, gectigimiz subat ayinda Mersin’deki acilis toreni sirasinda yumurta attiklari iddiasiyla 9 sanigin 13 yil 4’er ay hapis cezasi istemiyle yargilandigi dava sonuclandi.
Mersin 4. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki durusmada, Halkevi uyesi olduklari belirtilen saniklardan Mahir Mansuroglu ve Okay Kinik, ’Basbakan Erdogan’a gorevinden dolayi hakaret’ten TCK’nin 125. maddesine gore 1 yil 2 ay 15’er gun hapis cezasina carptirildi. Diger saniklar, Ilknur Cevik, Serkan Sagir, Ufuk Kurtulmaz, Senol Yalcinkaya, Ramazan Tunc, Ozan Gul ve Ibrahim Polat ise 11 ay 20’ser gun hapis cezasina carptirildi. Mahkeme, bu saniklarin cezalarini tecil etti. Tutuksuz olarak durusmaya katilan saniklar, verilen hapis kararini mahkeme cikisinda sloganlar atarak protesto etti.
Stadyumdaki kufure 26 bin 150 YTL ceza
Isil OZTURK / IZMIR/AKSAM
Izmir Alsancak Stadyumu'nda 23 Ekim 2005'te oynanan Karsiyaka-Akcaabatspor futbol macinda fanatiklerinin sozlu ve tasli saldirisina maruz kalarak cenesi kirilan Komiser Bulent Karaca kendisine kufur edildigini belgeleyince rekor bir cezaya imza atildi. Izmir 23. Asliye Ceza Mahkemesi'nde gorulen davada mahkeme heyeti, 'Kamu gorevlisine karsi gorevinden dolayi hakaret' ettikleri belgelenen 54 yasindaki Levent Yalcin ve 24 yasindaki oglu Mertcan'in 525'er gun adli para cezasina carptirilmasina karar verdi. Levent Yalcin'in gunlugu 30 YTL'den olmak uzere 15 bin 750 YTL, oglu Mertcan Yalcin'in ise gunlugu
20 YTL'den 10 bin 400 YTL para cezasina carptirilmasina hukmedildi. Sanik baba-ogulun macta hakaret sozleri kendilerine toplam 26 bin 150 YTL'ye mal oldu. Devlete 20 esit taksitle odenecek olan paranin bir taksiti gununde odenmedigi takdirde saniklar icin hapis yolu gorunecek. Zanlilar parayi yatirmamalari durumunda 1.5 yil hapis yatacak. Yeni TCK'nin bu tur suclarda yaptiriminin daha agir oldugunu dile getiren hukukcular, 'Saniklar eski TCK'ya gore yargilansaydi, en fazla 2 bin YTL para cezasiyla kurtulacaklardi. Yeni TCK'nin caydiriciligi fazla' dediler.
Kibris’tan kacan isadamina Turkiye’de dava acildi
Mutlu KOSER / ISTANBUL/HURRIYET
KKTC’de otomobiliyle carptigi Muammer Ada’nin olumune sebep olan Yakin Dogu Universitesi son sinif ogrencisi Fevzi Vardal hakkinda Turkiye’de dava acildi. Yasadisi yollardan KKTC’yi terk ettigi iddia edilen Vardal’in iki yildan alti yila kadar hapsi isteniyor.
VEYSEL Vardal Gemicilik Denizcilik Ticaret A.S. Yonetim Kurulu uyesi 25 yasindaki Fevzi Vardal, gemicilik ogrenimi gordugu Kibris’ta bir yil once spor Mercedes otomobili ile isadami Muammer Ada’ya carparak olumune neden oldu.
Yakin Dogu Universitesi son sinif ogrencisi Fevzi Vardal, polisteki ifadesinde otomobiliyle Girne’ye gitmek icin yola ciktigini, Doktor Burhan Nalbantoglu Caddesi’nden Gonyeli Cemberi’ne girip Cumhuriyet Parki onune geldigi sirada aniden onune yasli bir adamin ciktigini soyledi. Direksiyonu sola kirip frene bastigini anlatan Fevzi Vardal, kazaya engel olamadigini ifade etti. Asiri hiz yapmadigini, 60 kilometre hizla seyrettigini soyleyen Fevzi Vardal, adinin Muammer Ada oldugunu daha sonra ogrendigi yasli insanin oldugunu nabzina bakinca anladigini belirtti.Uc gun tutuklu kalan Fevzi Vardal, cikarildigi Kaza Mahkemesi tarafindan 15 bin YTL kefaletle serbest birakildi. Mahkeme pasaport ve ehliyetine el koydugu Fevzi Vardal hakkinda yurtdisina cikis yasagi karari verdi.
Mahkeme kararina gore Fevzi Vardal, haftada bir gun bagli bulundugu karakola gidecekti. Ancak KKTC Cumhuriyet Bassavciligi, tum aramalara ragmen Fevzi Vardal’a bir daha ulasamadi. KKTC Guvenlik Kuvvetleri Komutanligi ve Polis Genel Mudurlugu, Istanbul’da yasayan Fevzi Vardal’in yasadisi yollardan Turkiye’ye kacmis olabilecegini belirterek Icisleri Bakanligi’ndan yardim talep etti. Fevzi Vardal’in kazadan 3.5 ay sonra Mersin Hudut Deniz Kapisi’ndan Turkiye’ye giris yaptigi belirleyen Icisleri Bakanligi, durumu Adalet Bakanligi araciligiyla KKTC’deki yetkililere bildirdi. KKTC Bassavciligi, iki ulke arasindaki anlasmalara dayanarak Adalet Bakanligi’na suc duyurusunda bulundu.
IKI YILA KADAR HAPIS
KKTC adli makamlari tarafindan hazirlanan kaza dosyasi, Adalet Bakanligi araciligi ile Kadikoy Cumhuriyet Bassavciligi’na gonderildi. Savcilik Rize Pazar ve Kadikoy Ciftehavuzlar’da iki adres gosteren Fevzi Vardal’a ulasamayinca dosyadaki ifadesi uzerinden TCK 85/1 maddesi geregince ’taksirle olume sebep vermek’ sucundan iki yildan alti yila kadar hapis istemiyle dava acti. Mahkeme kazayi goren Oktay Karaca’nin talimatla ifadesinin alinmasina, olayda yasamini yitiren Muammer Ada’nin yakinlarina acilan dava ile ilgi bilgi verilmesine karar verdi. Muammer Ada’nin kizi Ozlem Ada, babasinin olumune neden olan Fevzi Vardal’in yargilanacagi davaya mudahil olarak katilacaklarini soyledi. Ozlem Ada, babasinin doktor tavsiyesi uzerine her gun yurudugunu belirterek, "Bu sahsin daha once de asiri hizli arac kullandigi gerekcesiyle ehliyetinin alindigini duyduk" dedi.
Erdogan ozur dileyince sehidin esi davayi cekti
HURRIYET
Basbakan Tayyip Erdogan’in, "Askerlik yan gelip yatma yeri degildir" sozu uzerine, dava acan Sehit Uzman Cavus Murat Ozturk’un esi Yasemin Ozturk, Erdogan’in Ugur Dundar’in canli yayinlanan Arena programinda ozur dilemesi uzerine davayi cekti.
Sehit esi Yasemin Ozturk’un avukati Fidel Okan, "1 YTL’lik tazminat davasini acarken, ’Sayin Basbakan dava konusu beyanattan dolayi ozur dilerse; biz de davamizdan feragat edecegiz’ dediklerini animsatarak, "Sozumuzun geregini yapiyoruz" dedi.
Ocalan’in saglik bilgisi AB’ye gitmiyor
HURRIYET
Adalet Bakani Cemil Cicek, teror orgutu elebasi Abdullah Ocalan’in saglik durumuyla ilgili bilgilerin, Avrupa Birligi makamlarina fakslandigi iddialarinin kesinlikle dogru olmadigini bildirdi.
Anavatan Partisi Afyonkarahisar Milletvekili Reyhan Balandi, TBMM Genel Kurulu’nda, Fransa Meclisi’nde kabul edilen sozde Ermeni soykiriminin inkarini suc sayan yasa teklifi konusunda gorusleri aciklarken, "Abdullah Ocalan’in, tansiyon ve kan degerleri neden AB’ye fakslanmaktadir?" diye sordu. Balandi’ya yanit veren Cicek, sunlari soyledi: "Imrali’daki terorist basiyla ilgili her gun doktor muayenesinden gectigi, ozel bir muamele yapildigi anlamina gelen, nabzinin, tansiyonun AB makamlarina fakslandigi gibi bir ifade kullandi. Bu, kesinlikle dogru degildir. Bu yanlis bilgi, yuregi yarali insanlari ve hepimizi rahatsiz ediyor."
Y A Z A R L A R
"Bu 'onlenebilir trajedi'dir, Adalet Bakani'nin bir faksi yeter"
AHMET TULGAR /BIRGUN
ahmettulgar@birgun.net
Avukat Behic Asci'nin, "savunmayi savunma" dusturu ile muvekkillerinin tecritini protesto icin baslattigi olum orucu nisandan bu yana suruyor. Ve maalesef her ne kadar Behic Asci'ya yonelen dikkat sonucu acilir gibi olsa, arada bir aralansa da F tipi cezaevlerindeki tecrit uygulamasini orten, bu zulmun onune cekilen toplumsal sis perdesi, sessizlik perdesi de oldugu yerde duruyor.
"Tecrite Karsi Sanatcilar" adi altinda bir araya gelen aydin ve sanatcilarin cabalari iste bu yonde: Bugune kadar 122 kisinin olumune, 600'den jâzlasinin da sakat kalmasina yol acan tecrit uygulamasinin kaldirilmasi ve cezaevlerinde ve disarida yapilan olum orucu eylemlerinin durdurulmasi icin iktidari, yetkilileri harekete gecirecek bir toplumsal duyarlilik, bir kamuoyu talebi olusturmak.
"Tecrite Karsi Sanatcilar" girisimi jârkli eylem bicimlerinin yani sira, F tipi cezaevlerindeki insanlarla empatiyi guclendirecek bir de oyun sergiliyorlar bir suredir sehir sehir dolasarak.
Ilk Istanbul'da sergilenen "Hepimiz Tecritteyiz" adli bu oyunda sanatcilar ve oyunu izlemeye gelenler kendilerini bir sure icin F tipi cezaevlerindeki durumu hissettirecek bir mekan duzenlemesine ve etkenlere maruz birakiyorlar.
"Hepimiz Tecritteyiz" oyununun yazari ise taninan bir isim: Bilgesu Erenus. Turkce tiyatro yazininin muhalif sesi, "Nereye Payidar?", "Guneyli Bayan" gibi unutulmaz oyunlarin yazari Erenus yillardir tecrite karsi eylemliligin icinde yer aliyor ve cezaevlerindeki insanlarla bir dayanisma ortaminin olusmasi, dayanisma duyarliliginin surmesi icin mucadele ediyor.
Bilgesu Erenus ile "Tecrite Karsi Sanatcilar" girisiminin bir katilimcisi olarak Adalet Bakani ile gorusmek icin Ankara'ya bir kez daha yola cikisi oncesinde evinde bulustuk.
»"Tecrit" ile mucadele surecinin hangi asamalardan gectigini bir kez daha ozedeseniz...
Ben bunu ancak kendimden yola cikarak anlatabilirim.
» Evet, evet, bu meseleye nasil angaje oldugunuzla baslayalim.
Cok daha gerilere giderek anlatayim. Yine boyle cok hastayim. Nezleyim, gripim. Ve 80 darbesinden sonra ilk defa YOK'e karsi universite ogrencileri sokaklarda yuruyorlar, 3 gunluk bir aclik grevi yapmak istiyorlar. Gazetelerde haberler cikiyor. Cok soguk bir hava. Ve partilere gidiyorlar, sendikalara gidiyorlar, kitle orgutlerine gidiyorlar, kimse bunlari almiyor. En son bir gazete haberinde Ayasofya'nin cevresinde bir kahvenin bunlari aldigini okudum. Oglum Ali'ye "Hadi kalk, oraya gidelim" dedim. Oglum hasta oldugum icin gitmemizin dogru olmayacagini soyledi. O sirada telefonum caldi ve aclik grevindeki ogrencilerden biri oldugunu soyleyen bir genc kiz, "Kimse bizi almiyor, sokaklardayiz, cok usuduk, aydinlari aramaya basladik, bizi evinize alir misiniz?" dedi. "Hemen gelin" dedim. Yarim saat sonra geldiler. Su koridoru hatirliyorum. Bir yigin ayakkabi doldu.
» Onlarin gelisinin ardindan bir mudahale oldu mu evinize? Takip etmislerdir herhalde cocuklari...
Evet, cocuklarin sonuncusu "Asagida komiser sizi bekliyor" dedi. Indim asagiya. "Ev sizin mi, kiraci misiniz?" oldu ilk sorusu. "Bizim" dedim. "Yonetici kim?" dedi. "Kocam, simdi geliyor" dedim. Yani mulkiyetin kutsalligina dair iki seyi de dustu komiserin kafasindan. Ben bu tur olayIarda bir tek ictenligime guveniyorum. Ben evimde, mutfagimda nasil konusuyorsam, bir cocukla nasil konusuyorsam, bu tur insanlarla da oyle konusuyorum: "Sey" dedim, agzimdan cikti, bunu cok dogal soyledim ama komiserin tepkisinden anladim ki soyledigim hic de dogal bir sey degilmis. "Hic merak etmeyin" dedim. "Cok yorgunlar, cok usumusler, ben onlara iyi bakacagim" dedim. Boyle deyince, dondu ve yurudu. Aslinda bana sonradan anlattilar, komiser amirini aramis ve Terorle Mucadele Amiri ona benim icin "Tutun saclarindan getirin" demis. Ama o sirada Ataol Behramoglu'nun savci olan kardesi de Emniyet'te onun yanindaymis ve "Sakin ha, bu kadinla ugrasmayin, bunun yankilari sizin icin kotu olur" demis. Boylece bizi rahat biraktilar cocuklar burada kaldigi surece. Sokagin iki ucuna karakol kurdular ama rahatsiz etmediler. Bu sirada cocuklarin ziyaretcileri geliyor, Anadolu'dan aileleri telefon ediyor, kitle orgutlerinden ellerinde ciceklerle geliyorlar. Yani korkunc, bir yigin insan bu evde. Yatagimizi hasta olanlara verdik. Yatmamiza, uyumamiza filan imkân yok. Oyle gecti bu uc gun. Istanbul'da biliyorsunuz, kaloriferler gece sondurulur ve evler sogur. Hic politika konusmadigim kapicimiz kendi inisiyatifi ile o uc gun boyunca kaloriferi surekli yakti. Bakkal o sirada yaptigim alisverislerin parasini almadi benden. Bunlari o zamanki toplumsal duyarliligi anlatmak icin ozellikle soyluyorum. Ne yaptilar bu topluma? Uc gunluk bir aclik grevi gazetelerin birinci sayfasinda yer alirdi. Simdi bu kadar insan oluyor, herkes buyuk bir suskunluk icerisinde.
» Sizin bir eylem bicimi olarak "aclik grevi" ile tanismaniz boyle oldu, aclik grevcileri ile dolaysiz dayanismaniz boyle basladi yani. Oyle mi?
2000 yilinda sokaklarda dovuluyordu icerideki olum orucu yapan cocuklarini desteklemek icin aclik grevi yapan analar. Yine bana bir telefon geldi, "Evinizi bize acabilir misiniz?" diye. Belki o ogrencilerden etkilenmislerdi. "Bakin 'Suresiz olum orucu' diyorsunuz, ben zor durumda olan herkese kapimi acarim ama ben gozumun onunde insanlarin olumune katlanamam, burada en fazla 10 gun kalirsiniz, sonra kendinize bir yer bulun" dedim. "Peki" dediler, 4 tane ana geldi ve bunlar su pencereden denizi seyrettiler. Ve bunlardan iki tanesi evlere hizmete giden emekci kadinlardi ve sirtlari ilk kez olumden once rahat bir dosek gordu. Ben 10 gun sonra "Hayir" dedim.
Baska aydin arkadaslarim aldi evlerine. Sonra onlar Armutlu'ya gittiler. Uzun bir sure onlari gormedim bir daha. Ama ondan sonra benim evimde olum orucuna yatan birinin cagrisi oldu bana, Gulsumhan Donmez'in, gittim ve bir daha da ay-rilamadim. Eger baskalari da onlari gorselerdi, ellerini tutsalardi, saclarini oksasalardi, hepsi benim gibi davranirdi. O kadar.
» Peki, bu eylem bicimine, yani olum orucuna yonelik sivil toplum orgutlerinin bugunku mesafeli tutumunu neye bagliyorsunuz?
Oncelikle aydinlardan soz etmek istiyorum ben. 19 Aralik "Hayata Donus" operasyonundaki siddet goruntulerini televizyonlardan yayimlayarak bizim kendimize guvenimizi sarstilar. Aydin cephesinden bakildiginda buna yaradi 19 Aralik.
» Yani aydinlar bu operasyonla cezaevleri konusunda devletin nasil bir kararlilikla bir politika izleyecegini mi gorduler, buna mi ikna oldular?
Maalesef. Bize naklen yayinla hapishanelerde uyguladiklari bombalamayi, yakmayi izlettiler. Ben o gune kadar zulmun caydirici oldugunu bilmiyordum. Baskaldiriya yol acar saniyordum. Bizde tam tersi oîdu, insanlar sindi. Iste 19 Aralik sonrasi aydinlara olan sivil toplum orgutlerine de oldu. Kendi topragimizda kendimizi bir misyoner gibi hissettik. Dedik ki "Evet, birilerine yardim etmeliyiz" ama galiba elimizin ucuyla yaptik butun bunlari. Kitle orgutlerinin durumu da sanirim bu. Bir de cok yaygin bir korku bulunuyor kitle orgutlerinde, bu da devletinkine cok yakin bir soylem, o da su: "Bunlar bir grubun, bir sol grubun insanlaridir ve uzak durmak gerekir."
» Kide kulturu medyasmdaki sansurcu yaklasimin nedeni ne sizce?
Benim gorusume gore bu sansurcu yaklasim ABD ve Israil'in Turkiye'deki hukumetlere solu bitmis gosterme dayatmasinin sonucudur. Hukumetin bu konudaki tavri da iste bu stratejik ortaklarina ve iceride de takimerkine guvenmenin bir sonucudur. Holdinglesmeye guvenmektir. Uluslararasi ve ulusal sermayeye guvenmektir. Aydinlarin bir kismi da iste cizilmis bu cerceve icerisinde kendilerine verilmis buyuk, kucuk oyuncaklarla kendilerini rahat hissedebilmekte, vicdanlarini susturabilmektedir. Medyada hâlâ benim guvendigim insanlar calisiyor, fakat oyle bir sermaye yapilanmasi icinde yer aliyorlar ki yapabilecekleri pek bir sey kalmiyor bu konuda.
» Solun gucu bu denli bir fedakârlik isteyen bir direniste fazlaca kristalize oldugu icin mi gozden irak tutuluyor bu insanlar? Bu kristalden mi korkuluyor acaba ?
Evet. Sol dusuncenin, sosyalizmin insanligin tek kurtulusu oldugunu egemenler de biliyor. Bu yuzden butun dunyayi bir hapishaneye cevirmek istiyorlar.
» Peki, bir an once bu olumleri durdurmak icin ne yapilmasi gerekiyor? Yani olum orucu eylemcilerinin su andaki talebi nedir iktidardan, olum orucundan vazgecmek icin?
"Uc kapi, uc kilit" talebi hâlâ. Yani uc kapi, uc kilit acilsin, bir de ortak havalandirma. Devlet cok masraf etti bu cezaevlerini insa ederken. Egitime, sanata, bilime vermedigi paralari hapishanelere harcadi. Bu uygulama mimari bir degisIklik de gerektirmiyor. Bu uc kapinin acilmasi ve ortak havalandirma uygulamasina gecmek icin Adalet Bakani'nin hapishanelere bir faks cekmesi yeterlidir. Bu kadar yakin bir cozum yani. Bu oneri kitle orgutleri tarafindan olum orucu eylemleri basladiginda iktidara sunulmustu. Bugun kitle orgutleri bu onerinin gerisine dusmustur. Iktidar odaklarinin basina uygulattigi bir sansurun sonucudur bu.
» Eylemin kendisi disinda, Turkiye hapishanelerindeki tecrit uygulamasina dunyadan gelen tepkiler de sansur ediliyor, degil mi? Turkiye disindaki insan haklari savunuculari da bu kadar tepkisiz kalmiyor olanlara, degil mi?
Simdi Batili insanlar icin yalnizlik o kadar onemli bir sorun olmayabilir. Ama bizim toplumumuzda bir araya gelmek cok onemlidir. Biz ancak boyle mutlu olabiliriz, yasayabiliriz. Bu F tipi cezaevlerinin AB tarafindan desteklenen bir proje oldugu soyleniyor hep. Oysa Avrupa Birligi Insan Haklari Komisyonu'ndan da cok onemli tepkiler geliyor F tipi cezaevlerinin Turkiye'deki uygulanisina. Mesela ortak alan kullaniminin kisitlanmasina karsi. Gecen ay gelen raporda "Asla bir kisilik hucreler kabul edilemez, uc kisilik kabul edilebilir ama ortak havalandirmaya acilmak suretiyle" diyorlar. Mesela bu topluma duyurulmuyor.
» "Hepimiz Tecritteyiz" oyunu nasil dogdu?
Avukat Behic Asci'nin evinde yaptigimiz bir toplantida cikti bu fikir ortaya. Tecritte yasananlari acaba bir oyun ile anlatabilir miyiz, diye dusunduk. Simdiye kadar dort ilde oynanan bu oyunlari Behic Asci'ya da izletiyoruz. Behic Asci, bir avukat olarak yillardir tecrite karsi mucadele ettigi halde, "Biz anlatamamisiz bugune kadar tecriti, bu oyun anlatti" dedi izleyince. Bu cok sevindirici bir sey sanatin, tiyatronun gucu anlaminda. Evet, o koyu sansuru kaldiramadi bu oyun ama soyle bir ucundan kipirdatti.
» Tekrar Ankara yoluna dusuyorsunuz Adalet Bakani ile gorusmek icin. Bu yolculuktan ne bekliyorsunuz, neyi hedefliyorsunuz?
O Ankara yollarinda analar, avukatlar nasil perisan oldular, nasil yoruldular. Biz de 7 yil sonra tekrar gidiyoruz. Ben her seye ragmen bu topluma, bu ulkenin sol aydinlarina inaniyorum, guveniyorum. Ben bu tecrite "onlenebilir trajedi" diyorum. Buna duyarsiz kalamazlar. Daha fazla olum olmamasi icin harekete gececeklerdir.
Teroristin mesajini ileten avukata hapis
Kasim CINDEMIR WASHINGTON/HURRIYET
New York’taki Dunya Ticaret Merkezi’ni bombalayan ve omur boyu hapse mahkûm olan Kor Imam’in mesajlarini terorist muritlerine ileten avukati Lynne Stewart’a 28 ay hapis cezasi verildi. Mahkeme, avukatin davranisini ’fevkalade agir bir suc’ olarak nitelendirdi.
ABD’de, omur boyu hapse mahkûm olan ’Kor imam’ lakapli Misirli Seyh Omer Abdurrahman’in avukati Lynne Stewart, muvekkilinin Misir’daki terorist muritleriyle irtibatini surdurmesine yardim ettigi gerekcesiyle, terore destek sucuyla yargilanarak 28 ay hapse mahkûm oldu.
Stewart ile birlikte yargilanan postaci Ahmed Settar suca istirak ve cinayet planlamaktan 24 yil, Arapca tercumani Muhammed Yusri de suca istiraktan 20 ay hapis cezasi aldilar.
67 yasindaki unlu avukat Stewart, 1997-2002 yillari arasinda muvekkilinin mesajlarini Misirli radikal bir orgute iletmekten gecen yil suclu bulunmustu. Adli makamlar, suclu olduguna hukmedilen Stewart ile ilgili kararin aciklanacagi durusmanin, saglik nedenleriyle simdiye kadar ertelendigini soylediler. Stewart, meme kanseri tedavisi goruyordu.
YASAYI IHLAL ETTI
Kor Imam, 1993’te New York’taki Dunya Ticaret Merkezi’ne duzenlenen bombali saldirinin ve diger cesitli bombalama eylemlerinin sorumlusu olarak ABD’de 1995’te omur boyu hapse mahkum olmustu. Savci, Stewart’in Kor Imam’in mesajlarini ileterek, dis dunya ile baglanti kurmasini yasaklayan yasayi ihlal ettigini belirtti. Ve Stewart icin 30 yil hapis cezasi talep etti. Stewart, vatan hainligiyle de suclandi.
YARGICA MEKTUP: HAIN DEGILIM
Stewart, kendisini yargilayan mahkemenin yargici John Koeltl’e gonderdigi mektupta, sunlari soyledi: "Hain degilim. Hukumetin beni niteleme sekli yanlistir. 11 Eylul’u takip eden histeri ve aceleciligin hakim oldugu adaletsiz bir ortam buna neden olmustur."
Yargic Koeltl ise gerekceli kararinda, Stewart’in davranisini ’fevkalade agir bir suc’ diye nitelendirdi. Stewart’in mahkûmiyet kararinin aciklanmasindan sonra, New York’ta mahkeme binasinin onunde toplanan destekcileri, protestoda bulundu.
AGIR SUCLULARIN AVUKATI
Ulke capinda taninan avukat Stewart, tartismali isimleri savunarak buyuk un yapti. Muvekkileri arasinda, solcu eylemcilerden, gangsterlere kadar agir cezalik zanlilar bulunuyordu. 2002’de resmen suclanmasindan sonra cesitli gosterilerde konusmalar yapan Stewart hakkinda bir TV kanali belgesel film yapti.
4 gazeteden tazminat istemisti
Ozkaya'nin 'basin davalari'na ret
ANKARA Milliyet
Basin ozgurlugunun sinirlarini genisleten kararlariyla dikkat ceken Yargitay 4. Hukuk Dairesi, eski Yargitay Baskani Eraslan Ozkaya'nin Milliyet, Hurriyet, Posta ve Radikal gazeteleri aleyhine actigi 20 ayri tazminat davasini reddetti. "MIT - Yargitay - Alaattin Cakici" skandalina yonelik haberlerle ilgili olarak tazminat isteminde bulunan Ozkaya'nin, yerel mahkemelerce hakli bulunan 2 davasinda verilen kararlar da daire tarafindan bozuldu. Ozkaya, Cakici'nin Yargitay'daki dosyasinin geciktirilmesi icin MIT'ci Kasif Kozinoglu'yla gorustugu, gorusmeyi Cakici'nin yakin arkadasi muteahhit Hakki Suha Sen'in organize ettigi yonundeki haberlerin ardindan, 4 gazete aleyhine davalar acmisti. Tazminat istemlerini reddeden yerel mahkemeler, iki ayri davada da Ozkaya'yi hakli bulmustu.
O Okuyucuya da 301!..
Amerikali yazarlar Chomsky ve Herman'in ortak kaleme aldiklari bir kitabi yayinladiklari icin davalik olan Aram Yayinevi calisanlarinin yargilandigi davanin ilk durusmasi yapildi. Yayinevi sahibi Tas, "Yakinda okuyucuya da dava acarlarsa sasirmayin" dedi
ZEYNEP CIFTCI / ISTANBUL/YENI SAFAK
Amerikali yazarlar Naom Chomsky ile Edward S. Herman'a ait "Kitle Medyasinin Ekonomi Politigi Rizanin Imalati" adli kitabinin cevirmeni ve yayimcilari, Turklugu ve meclisi asagiladiklari ve halki, kin ve dusmanliga tesvik ettikleri iddiasiyla hakim karsisina cikti.
Istanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki durusmaya tutuksuz saniklar Fatih Tas, editoru Lutfi Taylan Tosun, En diber Abadoglu ile Omer Faruk Kurban katildilar. Kitabin cevirmeni Ender Abadoglu, kitaba karsi hukuki sorumlulugu olmadigini birebir kitabi orijinalinden cevirdigini belirterek, "Bu fikirler yazarindir. Bu fikirlerden dolayi cevirmenin sorumlu tutulamayacagini dusunuyorum" dedi.
'SUC UNSURU YOK'
Aram Yayincilik'in sahibi Fatih Tas, "Kitabin yazarlari bellidir ve yasiyorlar. Benim ve cevirmenlerin yazarlarin dusuncesinden dolayi yargilanmasi yanlistir. Uluslararasi ve bilinen bir eserin, yargilanmandan Turkiye'ye kazandirilmasi icin tesvik edilmelidir. Kitapta suc unsuru oldugunu dusunmuyorum" diye konustu.
301 YORUMA ACIK
"Kitabin basildigi tarihe bakildiginda, halki bolmek, parcalamak ve yakin tehlike yaratmadigi ortadadir" diyen redaktor Omer Faruk Kurban, "301'inci maddeyle ilgili ise yasanin ruhu, devleti ve kurumlarini dokunulmaz kilmak ve suc isleyemeyecegi iddiasi uzerine kuruldugu icin yasanin yoruma hatta keyfi yoruma acik oldugu dusuncesindeyim. 301. maddenin bana
gore ruhu korundugu surece bu tur davalar acilmaya devam edecektir" dedi.
CHOMSKY'DEN DAVA YORUMU
Unlu dusunur ve yazar Noam Chomsky ise, Aram Yayincilik tarafindan cevirisi yapilan ve yayinlanan kitabinin davalik olmasiyla ilgili kaleme aldigi yazida, iddianamede ortaya konan kanitlarin baska hicbir yerde de tartisma konusu yapilmadigini vurgulayarak, kovusturmanin dayandigi iddianin "Devlet yetkililerinin karsi ciktigi yerinde ve onemli hakikatler kabul edilemez. Daha fazla yorum yapmaya gerek oldugunu dusunmuyorum" mantigiyla ozetlenebilecegini belirtti.
301'inci madde
· Turklugu, Cumhuriyeti veya Turkiye Buyuk Millet Meclisini alenen asagilayan kisi, alti aydan uc yila kadar hapis cezasi ile cezalandirilir.
· Turkiye Cumhuriyeti Hukûmetini, Devletin yargi organlarini, askeri veya emniyet teskilatini alenen asagilayan kisi, alti aydan iki yila kadar hapis cezasi ile cezalandirilir.
· Turklugu asagilamanin yabanci bir ulkede bir Turk vatandasi tarafindan islenmesi halinde, verilecek ceza ucte bir oraninda arttirilir.
· Elestiri amaciyla yapilan dusunce aciklamalari suc olusturmaz.
Bakan Cicek: TCK 301 degismez degil
ANKARA Milliyet
Adalet Bakani Cemil Cicek, TCK'nin 301. maddesinin "degismez" olmadigini belirtti. Cicek, "Simdi geldigimiz noktada, konuyu hukuken degerlendireceksek varacagimiz sonuc farkli, siyaseten degerlendireceksek varacagimiz sonuc farklidir" dedi.
Luksemburg'daki temaslarinda uygulamalar izlendikten sonra 301. maddenin degistirilebilecegini soyleyen Disisleri Bakani Abdullah Gul'un sozlerini degerlendiren Cicek soyle konustu: "Turk hukukunda degismez maddeler, Anayasa'nin 1, 2, 3. maddeleriyle devrim yasalarini iceren 174. maddedir. Dolayisiyla, bunun disindaki her mevzuat hukmu degisebilir."
Iceriye oynamak
Okay Gonensin/VATAN (18.10.2006)
Fransiz milletvekillerinin oy hesaplariyla butun demokratik gelenekleri cignemelerine buyuk tepki duyduk.
Fransa’da yaklasan Baskanlik secimlerinde birkac yuz bin oyun pesine dusen partilerin tavri Fransiz basininda da sert tepkilerle karsilandi.
Bu olayin icerideki yansimalarina baktigimizda, siyasi cephede gosterilen tepkilerin onemli bolumunun de uzerinde dusunulmemis ve sadece iceriye yonelik gosteriler oldugunu gorebiliriz.
Meclis’in dunku oturumunda siyasi partiler adina yapilan konusmalarin tumu Fransiz vekillerle ayni gudulerle yapilmisti. Turkiye’nin icinde, cesitli olaylar nedeniyle yukselen milliyetci dalgadan faydalanmak, ozellikle CHP’nin basit bir taktigi olarak ortaya cikiyor.
CHP sozculeri, hukumet adina konusan Disisleri Bakani Gul’un konusmasinda yer alan demokratca ifadelere ragbet etmeden, muhafazakâr oylarin pesinde bagirmaya devam etti.
CHP’nin Disisleri Bakanligi tarafindan hazirlanan Fransiz Meclisi’ne tepki bildirisinin daha sert ifadeler tasimasi icin gosterdigi cabalar da ayni gudunun eseridir.
Turk Ceza Kanunu’nun 301’inci maddesi uygulamalarinin disarida Fransa ile olan tartismada sadece Turkiye’nin konumunu zayiflattigini en iyi gormek durumunda olan CHP’nin bu maddede herhangi bir degisIklik yapilmasina karsi cikmasi da ayni oy avciliginin sonuclarindan biridir.
Eger CHP ayak surumese ve 301’inci maddede daha once degisIklik yapilmis olsaydi Fransiz siyasilerinin elinden onemli bir dayanak alinmis olacakti.
Fransa olayini, yine Turk’un Turk’e propagandasi icin bir imkân olarak kullanan siyasiler, Ermeni soykirimi meselesinde Turkiye’nin bundan sonra da zor anlar yasamasinin temellerini guclendirmeye devam ediyor.
Surekli olarak iceriye oynayan, muhafazakâr kesimden alacagi oylarla tekrar Meclis’e girmeyi uman CHP’nin Genel Baskani ve sozculeri, partilerini Avrupa Birligi’ne karsi en guclu direnisi gosterir bir konuma getirmislerdir.
Ermeni soykirimi tartismasi ciddi bir meseledir.
TCK’nin 301’inci maddesinin su ana kadarki isletilme bicimi de surekli olarak Turkiye’yi yaralayan ciddi bir meseledir.
Bu meseleleri en basit populist uslupla ve birkac oy daha fazla almak icin kullanan siyasilerin de Fransiz meslektaslarindan herhangi bir farki yoktur.
18 Ekim 2006
Ahmet HAKAN ahmethakan@hurriyet.com.tr
Kac Faruk bir Hrant eder
"Yuz Faruk", "bir Hrant" eder mi?
Ya da...
Sadece "Bir Elif", Lagendijk’in en muhtesem dikkatine mazhar olabiliyor ise...
Avrupali "dusunce ozgurlugu savasimcilari"nin dikkatini cekmek icin kac Faruk’un feda edilmesi gerekir?
Peki...
Ya Abdurrahman Dilipak?
Irapta mahalli var midir Dilipak’in?
Ya da soyle soralim:
Soyle yuzlerce Abdurrahman Dilipak versek, acaba sadece "bir Orhan"i karsilamaya yeter mi?
Tamam, tamam...
Bu kahrolasi denklemi daha fazla zorlamadan, "Kim bu Faruk?" sorusuna yanit verelim.
Efendim, Faruk Cakir, Yeni Asya Gazetesi’nin Yazi Isleri Muduru’dur.
Kendisi gecen hafta 301. Madde’den yargilanmistir.
Ancak...
Bu yargilamayi kimsecikler duymamis, gormemistir.
Ne "Hepimiz Hrant’iz" diye bagiranlar...
Ne "Elif bizim canimiz" diye slogan atanlar...
Ne "Orhan’a selam / Direnise devam" diyenler...
Hicbiri ama hicbiri duymamis, isitmemistir bu davayi.
Hatta...
Piyasaya cikan romanlari "Turkluk basimda duman" hevesiyle "suc unsuru" yakalamak icin okuyup, sIkayet dilekcesi yagdiran "Pek makbul muhbir vatandas" Kemal Kerincsiz ve arkadaslari bile kayitsiz kalmistir Faruk’un davasina.
Yani ne yuhalayani olmustur "zavalli" Faruk’un, ne de alkislayani.
Ayrica...
Mesela Italyan basininda bir makale cikmamistir.
Alman televizyonlarinda kucuk bir haber de yayinlanmamistir.
Kisacasi...
Faruk’un davasi sakin bir sekilde gecmistir.
Sessiz, sitemsiz...
Abdurrahman Dilipak da dusuncelerini acikladigi icin yargilanmistir.
Savci "beraat" istemistir ama yargic Dilipak’in cezalandirilmasina karar vermistir.
Bu olay da bir elektrik yaratamamistir.
Ne "Bu cagda dusunce yargilanir mi hic?" aciklamasi, ne cezaya neden olan maddenin tartismaya acilmasi.
Hicbiri soz konusu olmamistir.
Hukumet yetkililerine bu konuda Allah icin tek bir soru dahi sorulmamistir.
Hukumet yetkilileri de, kendi dusunce iklimlerinin akrabasi olan bu iki magdur icin killarini bile kipirdatmamislardir.
Tamam, Hrant’in yanindayiz, Elif’in roman kahramanlarinin yargilanmasini gulunc buluyoruz, Orhan’a yapilanlari "revadir" diye karsilamiyoruz.
Bunu yaparken...
Orhan arkadasimizdir, Hrant iyi adamdir, Elif’in yaninda yer almak "sIk" kacar falan diye dusunmuyoruz.
Amacimiz safdillik olcusunde dusunce ozgurlugunden yana tavir koymaktir.
Ictenlikle... Samimiyetle...
O zaman hep birlikte "Faruk esittir Elif" ya da "Dilipak esittir Hrant" denklemini devreye sokmamiz gerekmez mi?
Muazzez Ilmiye Cig’i yargilama ayibi
Zulfu Livaneli /VATAN (18.10.2006)
Yirmi birinci yuzyilin basinda Turkiye hâlâ ifade ozgurlugunun yargilandigi davalarla ugrasiyor.
Onumuzdeki gunlerde Sumeroloji alaninda dunya capinda bir uzman olan Muazzez Ilmiye Cig hakim karsisina cikacak.
Bu yasli Cumhuriyet hanimefendisini tanimiyorum ama onu ekranda gordugum, konusmasini duydugum zaman icim isiniyor, yasamlarini yeni bir ulke kurmak icin adamis umutlu, inancli Cumhuriyet kusaklari aklima geliyor.
Hakkinda ceza davasi acilan Muazzez Ilmiye Cig doksan iki yasinda bir bilim kadini. Ankara Dil ve Tarih Cografya Fakultesi’ni bitiren Cig, yuzlerce Sumer tabletini cozerek civi yazili belgeler arsivinin olusturulmasina buyuk katkida bulunmus.
Istanbul Universitesi’nin 2000 yilinda fahri doktorluk unvani verdigi Cig’in kendi uzmanlik alaninda on uc kitabi var.
Muazzez Ilmiye Cig ve Analiz Yayincilik’in sorumlu muduru Ismet Ogutucu hakkinda, Cig’in 2005 yilinda yayimlanan ‘Vatandaslik Tepkilerim’ adli kitabinda yer alan basortusu ile ilgili ifadeleri nedeniyle, Ceza Yasasi’nin 125. ve 216. maddelerine dayanilarak dava acildi. Yazar ve yayimcinin 9 aydan 1 yila kadar hapsi isteniyor.
TCK’nin 125. maddesi, “kisinin mensup bulundugu dine gore kutsal sayilan degerlere hakaret”i TCK’nin 216. maddesi ise “halki kin ve dusmanliga tahrik ve asagilama”yi iceriyor. Bu maddeler de 301. madde gibi ifade ozgurlugunu tehdit edecek sekilde yorumlanabilme riski tasiyor.
Cig, dava konusu kitabinda kadinlarin baslarini ortme adetinin Sumerler’e dayandigini anlatiyor; o donemde hayatlarini Tanrica Inanna’ya vakfeden rahibelerden bazilarinin fahiselik yaptiklarini ve sadece bu kadinlarin baslarini orttuklerini soyluyor.
Ayrica Sumer dininin Tevrat, Incil, Kuran gibi kutsal kitaplari nasil etkilediginden bahsediyor ve Sumerler’deki bas ortme uygulamasiyla bugunku bas ortme bicimlerini karsilastiriyor.
Cig bu dusuncelerini gecmiste de farkli yerlerde yazili olarak ifade etmis. 1995 yilinda yayimlanan ‘Kuran, Incil ve Tevrat’in Sumer’deki Kokeni’ kitabinda ayni dusuncelere ayrintili bicimde yer vermis. 1997’de Utopya Dergisi’nde benzer dusuncelerini dile getirmis, fakat bunlar hicbir tepki almamis ya da dava konusu olmamis.
Muazzez Ilmiye Cig’in yargilanmasi bugun Turkiye icin cok buyuk bir ayiptir. Bu, ifade ozgurlugunun yargilanmasi demektir.
Bir bilim insani ile ayni fikirleri paylasmayabilir, arastirma yapip onun tezlerine karsi tezler ileri surebilirsiniz ama onun kitap yazarak dusuncelerini aciklama hakkina saygi gostermelisiniz. Bilim boyle ilerler.
Her zaman soyluyorum; bu tur davalar Turkiye’yi cok yipratiyor, Turkiye’ye geri donulmez bicimde zarar veriyor.
Umarim Cig’in davasi olumlu bir sekilde sonuclanir ve Turkiye bir bilim kadinini yargilamak ayibindan bir an evvel kurtulur.
| Basinda Yargi Haberleri... |
| Canım Babam Hasan ÖZDERİN ’in Aziz Hatırasına, ( 13 Aralık 2004 – Söz Eylemini Yitirdi...) Derleme : Metin OZDERIN |
| OZDERIN,M. |
| msn: ozderin@hotmail.com |
